MEDRESELER

ŞEREFİYE MEDRESESİ

Bitlis şehir merkezinde bulunan medresenin, Şerefiye yapı topluluğu ve Cami ile birlikte IV. Şeref Han tarafından 1529 yılında yaptırıldığı sanılmaktadır.
Zeydan mahallesine gide yolun başlangıcında yer alan Şerefiye Medresesinin yapım kitabesi yoktur. Caminin doğusunda yer alan medrese, caminin mihrap duvarı boyunca doğu yönünde bulunmaktadır.
Dikdörtgen planlı medrese, yöresel kırmızı renkli Bitlis taşından yapılmıştır. Arazi konumuna uyularak yapılmış olan medresenin batısı kayalara dayatılmıştır. Güney cephesi de diğer binalara bitişik olup, yalnızca Kuzey ve Doğu cepheleri mimari özelliğini ortaya koymaktadır.
Doğu cephesi iki katlı olan medresenin birinci katına dükkânlar yapılmıştır. Kuzey cephesinin ortasındaki iki sütunla çerçevelenmiş bir kapıdan önce tonozlu bir eyvana ardından da avluya giriliyor. Girişin karşısına tonozlu dershane eyvanı yerleştirilmiştir. Giriş ve dershane eyvanı arasında her iki tarafta uzanan revakların arkasında medrese hücreleri sıralanmıştır.
Doğu yönünde ortada tonoz örtülü dikdörtgen bir mekan ile bunun her iki yanında kubbeli kare bir hücre, diğer yanında da kubbeli iki kare mekan yer almaktadır. Diğer yönde ise üzerleri kubbeli kare planlı beş hücre peş peşe sıralanmış. Medresenin üzeri toprak bir örtü ile kapatılarak kubbeler gizlenmiştir.
Vakıflar Bölge Müdürlüğü, burada gerekli restorasyon çalışmaları başlatmış ve geleceğe taşınması amacıyla kaybolmaya yüz tutmuş olan kısımlar gün ışığına çıkarılmaktadır.ŞEREFİYE MEDRESESİ
“ŞEREFİYE CAMİSİ VE KÜLLİYESİ”
Bitlis’in merkezinde, çarşı içerisinde ve Zeydan mahallesine çıkan yol üzerinde, Hosor ve Kışla derelerinin birleştiği yerde bulunan Şerefiye Külliyesi, 1529 yılında IV. Şeref Han tarafından yaptırılmıştır. Şeref Hanları XVI. Yüzyılda Bitlis şehrine hâkim olan bir aile olup, Kanuni Sultan Süleyman’dan büyük imtiyazlar almıştır.
Cami, medrese, imaret, hamam ve Şeref Han Türbesinden oluşan bu yapı topluluğunun batı ve güney cepheleri yüksek kayalıklara ve diğer yapılara birleşmiş konumdadır. Günümüzde kuzey ve doğu cepheleri görkemli bir şekilde görülebilmektedir.
Şerefiye Camisi dikdörtgen planlı olup, yöresel kırmızı kesme taştan yapılmıştır. Batı yönü kayalarla birleşmiş, mihrap yönünede medrese yapılmıştır. Her iki yapı arasındaki 2 metrelik aralıkta medresenin giriş kapısı bulunuyor. Caminin kuzeydoğu köşesindeki duvarları doğuya doğru devam ederek, L şeklinde bir plan ortaya koymuştur. Doğu yönünde de caminin anıtsal portali bulunuyor. Portalin alt kısmında üç söveli demir şebekeli dikdörtgen pencereler olup, üzerlerine aynı zamanda duvarları takviye eden yay kemerler yerleştirilmiş.
Bu bölümler arabesk tabir edilen motiflerle bezenmiştir. Zengin taş işçiliği olan portalin dışında, dar bir profilin ardından bir sıra mukarnaslı friz oldukça geniş bir nişi meydana getirmiştir. Bu yüzeyin ortasında, beyaz ve siyah taşlardan oluşan üç dilimli büyük giriş kemeri vardır. İki yanındaki burmalı sütunlarla takviye edilen portalin çevresi, geometrik motiflerle bezenmiştir.
Giriş kemeri üzerinde de kartuşlar içerisine alınmış kitabeler bulunmaktadır. Kitabelerin ve kapı girişinin üzeri son derece güzel bir işçilikle yapılmış olup, zengin mukarnaslar devam etmekte ve portale daha görkemli görünüş kazandırmaktadır.
Portalden 3.00X3.00 m. ölçüsünde kubbeli bir bölüme geçiliyor. Buradan da batı kenarındaki kapı ile son cemaat yerine ulaşılır. Caminin kuzey cephesinde avluya bakan beş bölümlü son cemaat yeri, sivri kemerli payandalar ile birbirlerine ve duvarlara bağlanmıştır. Payandalar arasında da yöresel taştan yapılmış dikdörtgen başlıklı silindirik sütunlar bulunmaktadır. Son cemaatten ibadet mekânına giriş kısmı, diğer camilerde olduğu gibi ortada değil; iki yanda yer almıştır.
Şerefiye Camisinin sağ ve solundaki bu kapılan oldukça basit olup, üzerleri düz silmelidir. İbadet mekânına bu kapılardan dar bir koridordan geçilir. Kuzey duvarı ile üç büyük kemerin ve üç büyük payenin bulunduğu bu koridorun üzeri üç küçük kubbe ile örtülmüştür. İbadet mekânı beş kalın payenin taşıdığı pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Bunun dışında kalan bölümler tonozlarla örtülü olduğu gibi, caminin üstü de toprak damlıdır.
Mihrap tuğladan olup, ilik yapılışında alçı ile kaplı olduğu tahmin edilmektedir. Çevresinde geometrik taş şebeke izleri vardır. Minber ahşaptan olup el sanatları konusunda güzel bir ağaç işçiliğini buradada görmek mümkündür.
Şerefiye İmaretinin doğu kenarına bitişik olan minare, kırmızı taştan tamamen yöresel üslupta yapılmıştır. Dikdörtgen kesme taştan kaide üzerinde köşe dolguları, palmet motifleri ile bezenmiştir. Bezemeli kaideden yuvarlak gövdeye geçilir. Gövdenin altında yuvarlak sağır kemerler vardır. Kemerlerin içleri kufi yazı ve geometrik geçme motifleri ile bezenmiştir.
Gövde iki sıra halinde silme ile hareketlendirilmiş, orta kuşaktan sonra konik biçimde dışa doğru genişlemektedir. Gövde üzerine yer yer rozetler konulmuş. Şerefe üzerindeki petek kısmı daha dar olup, sekizgen bir silme ile sınırlandıktan sonra üzeri piramidal bir külahla örtülmüştür.
“ŞEREFİYE TOPLULUĞUNDAKİ DİĞER YAPILAR”
1- MEDRESE
2- CAMİ
3- İMARETHANE
4- HAMAM
5- TÜRBE

NUHİYE MEDRESESİ

NUHİYE MEDRESESİ

Hersan Mahallesinde bulunan Nuhiye Medresesi 1700 yıllarında inşa edilir. Kurubulak Semtinde yer alan yapının yanı başındaki Nuhiye türbe ve camisiyle bir külliye teşkil etmektedir. Medresenin 1903 yılı Maarif  Salnamesinde banisi meçhul olup öğrenci sayısı belirtilmez. Pencere kenarları tezyinatla süslenmiştir.Hersan Karakol binası olarak kullanılan yapının büyük kısmı yıkılmış, kalan kısımların üzerine yeni ilaveler yapılmıştır. Nuhiye Türbesi, Hersan Mahallesinde,bugünkü kalıntısı Hersan Karakolu olarak kullanılan Nuhiye Medresesinin doğusundaki  türbedir.Kitabesinden, Ebced Hesabı ile 1700 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda, kareye yakın dikdörtgen planlı yapı, tipik Bitlis taşlarından inşa edilmiştir. Türbenin içinde beş tane mezar vardır.Medresenin doğu tarafındaki günümüze kadar gelebilen kalıntılardan anlaşılacağı gibi, kesme taş duvarlı bir yapı olup, hücrelerin üzerleri beşik tonozlarla örtülmüştür. Dış duvarlarında işçiliğe özen gösterilmiş, üzerlerine taş bezemeler yapılmıştır. Örgü ve rozet motifleri dikkat çekici güzelliktedir.

Medresenin doğu tarafındaki günümüze kadar gelebilen kalıntılardan anlaşılacağı gibi kesme taş duvarlı bir yapı olup hücrelerin üzerleri beşik tonozlarla örtülmüştür. Dış duvarlarında işçiliğe özen gösterilmiş üzerlerine taş bezemeler yapılmıştır.  Medrese enine dikdörtgen bir plan gösterir. Dikdörtgen planlı bir bölümün arkasında beşik tonozlu, birbirinin eşi üç oda, peş peşe sıralanmıştır. Uzun dikdörtgen bölümün önünde tam muntazam olmayan giriş eyvanı bulunmaktadır. Odaları avluya birer kapı ve pencere ile açılmaktadır.

İHLASİYE MEDRESESİ


Bitlis’in Gökmeydan mahallesinde Hükümet konağının karşısında bulunan İhlasiye Mdresesini, 1589 yılında Beşinci Şeref Han yaptırmıştır. Medrese sonraki tarihlerde Emir Şemseddin tarafından tamir ettirilmiştir.
İhlasiye medresesi oldukça geniş bir alanı kaplamaktadır. Ana planı dikdörtgen olmasına karşılık, kuzey cephesinde dışarıya doğru çıkıntı oluşturan büyük bir bölümle adeta T şeklinde bir plana dönüşmüştür. Bütünüyle kesme taştan yapılan medresenin güney cephesi, taş işçiliği yönünden diğer cephelerden farklı bir görünümdedir. Güney cephesinin her iki köşesine yerleştirilen köşe kuleleri görünümündeki payandalarla kale görünümü kazandırmıştır.
Giriş kapısı medresenin duvarlarından 40 cm. daha yüksektir ve böylece anıtsal bir giriş görünümü kazanmıştır. Kapı yüzeyinde bir biri içerisinde daralan ve kademe kademe yükselen nişler, çevre bordürleri geometrik şekilde taş oymalarla süslenmiştir. Bunların üstleride kufi yazılı bordürlerle bezenmiştir. Bunların ardından gelen bölümler profillerle geometrik oymalarla bütün yüzeyi kaplamıştır. Yuvarlak kapı girişinin üzerine de yapım kitabesi yerleştirilmiştir.İHLASİYE MEDRESESİ
Medresenin köşe kuleleri ile giriş kapısı arasında kalan duvarlara ikişer pencere açılmıştır. Ayrıca pencereler arasındaki duvarlara da dışa doğru çıkıntı yapan yarım pramidal çatılı kulecikler yerleştirilmiştir. Güney cephesinin böylesine görkemli oluşuna karşılık, diğer cepheler daha sadedir. Bununla beraber düz yüzeyler halindeki duvarların ortasına, doğu ve batı da altlı üstlü ikişer pencere yerleştirilmiş. Bunlardan alt pencereler dikdörtgen olmasına karşılık üst pencereler iç içe doğru kavisli nişler halindedir. Medresenin doğu ve batı cephelerinde saçaklar güney cepheden farklı olarak eşit aralıklı kavisli küçük konsollar üzerine oturtulmuş.
Medresenin iç plan düzeninde simetrik bir düzen görülmektedir. Giriş kapısının arkasında sivri beşik tonozlu küçük bir eyvan orta mekana doğru açılmaktadır. Orta mekânın doğu ve batısı iki bölümlü beşik tonoz örtülü yan mekanlarla çevrilidir. Bu mekânlar birbirlerine ve orta mekana birer kapı ile açılmaktadır.
Orta mekân dört kenar ile bağlantılı büyük sivri kemerlerin taşıdığı kesme taştan, pandaftifle bir kubbe ile örtülmüştür. Sekizgen kasnak üzerine oturan bu kubbenin her bir kenarında yuvarlak pencereler sıralanmıştır.
Kuzeyde orta mekânın büyük kemeri arkasında beşik tonozlu bir eyvan ve ardında da üç kenarı dışa doğru çıkıntılı bir bölüm yer almıştır. İhlasiye medresesinin üzeri diğer yapılarda olduğu gibi toprak bir damla örtülüdür.
Medresenin bahçesinde Şerefhan Oğullarının türbeleri bulunmaktadır. Bu türbeler Veli Şemseddin’e, Ziyaeddin Han’a ve II. Şerehan’a aittir. Ayrıca üç bacılar türbeside burada bulunmaktadır.
Kültür Bakanlığı tarafından Müze olarak restore edilen İhlasiye Medresesi, dönemim Üniversite görevi yapmıştır.
Mısır, Ürdün, Suriye, Irak, İran ve daha birçok ülkeden gelen İlim adamları burada ders almışlardır.
Günümüzde Vakıflar Bölge Müdürlüğü burada görev yapmaktadır.

HATİBİYE MEDRESESİ
Bitlis’in Zeydan mahallesinde Memi Dede Türbe ve zaviyesinin karşısında bulunan Hatibiye Medresesinin kitabesi olmadığından, kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Medrese yapı üslubuna göre XVI. Yüzyılda yapılmıştır. Günümüzde harap bir durumdadır ancak; Vakıflar Bölge Müdürlüğü zaman zaman restorasyon çalışmaları yapmaktadır.HATİBİYE MEDRESESİ
Hatibiye medresesi blok kesme taştan yapılmıştır. Osmanlı mimarisindeki medrese planlarından çok farklı bir düzendedir. Dikdörtgen planlı medresenin güney batı köşesi bir platform üzerinde olup, buradaki giriş kapısına oniki merdivenle çıkılmaktadır. Bu bölümde büyük bir dershane bulunmaktadır. Medresenin yan ve arkası kayalıklara dayanmıştır. Bu nedenle de aydınlatma orta kısmın üzerini örten tonoz ve yanlardan sağlanmaktadır. Batı kenarında beşik tonozla örtülü bir eyvanla birleşen bir bölüm bulunmaktadır.  Batı kenarından beşik tonozla örtülü dikdörtgen hücrelere geçilmektedir. Bu hücreden günümüze gelemeyen ancak, izlerinden anlaşılan bir diğer hücreye geçilmektedir. Bu bölüm 5.10X5.05 m. Ölçüsünde dikdörtgen plan düzenindedir.
Kalıntılarından medresenin güney batı yönünün bezemeli olduğu sanılmaktadır. Buradan yalnızca güney batı köşesindeki duvarlar günümüze gelebilmiştir. Bu bölümler nişler, örtü motifleri ve silmelerin izleri görülebilmektedir.

YUSUFİYE MEDRESESİ
Bitlis’in İnönü mahallesi, Çürük düzü (Esentepe) mevkiinde Şems-i Bitlisi’nin türbesinin hemen alt kısmında bulunan bu medresenin kitabesi günümüze gelmediğinden kimin tarafından ve ne zaman yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı üslubundan XVII-XIX yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır.
Yusufiye medresesi yüksek duvarlarla çevrili bir avlunun kenarında düzgün olmayan dikdörtgen planlı bir yapıdır. Kesme taştan yapılmış medresenin planı L şeklini andırmaktadır. İki sütun ve üç yuvarlak kemerli bir revağın arkasında dört medrese hücresi sıralanmıştır. Bu hücrelerden giriş sağında bulunan hücre, diğerlerinden farklıdır.
Diğer hücreler dikdörtgen ve beşik tonozlu olmasına karşılık, burası kare planlı ve kubbe ile üzeri örtülüdür. Bu hücrenin dershane olduğu ihtimali yüksektir. Hücreler dışarıya açılan birer pencere ile aydınlatılmıştır. Doğu kenarında L planının ucunu meydana getiren bir hücre daha bulunuyor.
Medresenin tümünün üzeri toprak damlıdır. Dershane hücresinin üzeri konik taş külahlı olarak günümüze kadar gelmiştir. Geçmişte vezaevi olarakda kullanılan medrese, restore çalışmaları görmüştür.YUSUFİYE MEDRESESİ
Bediüzzaman Şeyh Said-i Nursi’nin uzun süre burada kaldığı ve İlim yaptığı biliniyor.
Uzunca bir süre bakımsızlıktan yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalan ve balicilerinde uğrak yerlerinden biri konumuna gelen Yusifiye Medresesi, şimdi hem koruma altına alınmış hemde hergün onlarca ziyaretçinin akınına uğruyor.
Kısa adı BİSİAD olan (Bitlis Sanayici ve İşadamları Derneği) olarak hizmet veren Yusifiye Medresesi, geleceğe umutla bakıyor.

Tarih ve Kültür Şehri